GeNcLiĞin MeKaNı Genç Mekan GeNcLiĞin MeKaNı

Hoşgeldiniz, Misafir.
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 0


 

AnasayfaKapı**GaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıOyunFilmlerMSNCanlı TvTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Harbi_Haber_ajansı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Harbi-Deli
Co-Admin
Co-Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 278
Takımım :
Teşekkür Et : <div class="js-kit-rating" view="score" path="" title="" permalink=""></div><script src="http://js-kit.com/ratings.js"></script>
Uyarı! : <marquee>Dikkat! GeNçLiĞiN MeKaNı Bağımlılık Yapar!!</marquee>
Kayıt tarihi : 30/04/08

Karakter Kağıdı
Başarı:
500/100  (500/100)
Altın Altın: 100.000.000.000.000.000
Eksikleri:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Harbi_Haber_ajansı   Salı Mayıs 13, 2008 2:38 pm



TÜRKÇEYİ DOGRU KULLANIN

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,Türkçenin doğru kullanılmasını ve Türkçeyi yozlaştıran yanlış kullanımlara karşı hassasiyet gösterilmesini istedi.

Başbakan Erdoğan Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre'yi Anma Etkinlikleri nedeniyle bir mesaj yayınladı. Erdoğan, dünyanın en eski ve en çok konuşulan dilleri arasında yer alan Türkçenin, milletçe birlik ve beraberliğin, bu topraklarda hayat bulan kültür ve medeniyet mirasının üzerinde yükseldiği temellerden biri olduğunu vurguladı. Türkçenin yaşatılması ve geliştirilmesinde, yüzyıllar önce Anadolu'da başlatılan dil seferberliği ile Türkçenin resmi dil olarak ilan edilmesinin büyük bir rol oynadığını belirten Erdoğan, “Sevgi ve dostluk felsefesini eserlerinde somutlaştıran büyük şair ve gönül erlerinden Yunus Emre de kullandığı yalın ve etkili Türkçeyle dilimizin ve kültürümüzün gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur” dedi.
Günlük hayatta Türkçeyi doğru kullanmaya özen gösterilmesini ve Türkçenin canlı tutulup geliştirilmesini isteyen Erdoğan mesajında şunları kaydetti:
“Bu konuda görsel ve yazılı medyamıza, sivil toplum kuruluşlarımıza, siyaset, düşünce ve sanat adamlarımıza büyük sorumluluklar düşmektedir. Unutmamalıyız ki, dilimizin zenginliği milletimizin düşünce ve kültür derinliğini ortaya koyar. Onun için Türkçemizi yozlaştıran, kelime dağarcığımızı, dolayısıyla zihin dünyamızı sınırlandıran yanlış kullanımlara karşı gereken hassasiyeti hep birlikte göstermeliyiz. İnanıyorum ki millet olarak, dilimizi bundan sonra da canlı tutarak zenginleştirecek, tarihi tecrübelerimizin ortaya çıkardığı kelimiz hazinemizi de milli bir servet olarak korumaya devam edeceğiz.” (ANKA)




EGİTİM

Rıfat Sarıcaoğlu, eğitim sistemimiz gelecekte neye benzecek sorusuna karşılaştırmalar yaparak çok güzel bir cevap veriyor..

Girişimcilere şunu önermekle başlayalım: Yeniliklerin neler olduğunu bulabilmek için son 10-20 yıldır nelerin değişmediğine ve kalıcı olan ne olabilir, bunlara bakmak yararlı olur. Kendi eğitim sistemimize bakalım:

Vatandaşlarımızın dünyada rekabet edebilemeleri ve başarılı olabilmeleri için ne tür beceriler ve deneyimler gerekli? Yeni buluşlar, dil becerisi, yaratıcılık, değişik kültürler hakkında bilgi sahibi olma...

Milli eğitim sistemimiz bu becerileri vermek üzerine mi kurulmuştu veya revize edilmişti? Hayır. Cumhuriyet döneminin ihtiyaçlarına göre kuruldu ve sonrasında da sırası ile çiftçinin okuyabilmesi üzerine, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra matematik, fen bilimleri ve mühendislik üzerine yoğunlaşıldı. Bugün eğitimde yaratıcılık konusu dünya çapında tartışılıyor ve bu alanda inanılmaz ölçüde araştırmalar yapılıyor. Birkaç yıl önce University of Pennsylvania'da ödül sahibi Profesör De Truck, “kesirlere ölüm” diye ortaya çıktı. Dijital çağda kesirler Romen rakamları kadar çağ dışıdır deyip değişimi başlattı.

Kanada New Brunswick Eğitim Bakanı Kelly Lamrock'in gelecekteki okul konseptinde ise dersler tamamen proje bazında ve grup çalışmaları esasına göre oluşacak, öğretmenlere bu bazda yeni metotlar geliştirmeleri için daha fazla vakit verilecek ve başarılı olan metotların ihraç edilmesi de planlanacak.

Eğitimi bizden daha iyi veren ülkelerin mevcut modellerini uygulayabilir veya kısmen adapte edebiliriz. Örneğin, Finlandiya'daki okulların koridorları çok geniş olacak biçimde planlanıyor, koridorlar boylu boyunca bilgisayar ve toplantı masaları ile kitap raflarıyla donatılıyor. Dünyada ölçülebilir sınavlarda Finlandiya hep en üst sırada, belki de onların konseptini araştırmalıyız.

Başarılı olan ülkelerden bir diğeri Japonya. Onlar da eğitim sistemini tamamen dünya pazarlarında rekabet edebilme üzerine kurmuş ve şimdi Japonya, Hindistan eğitim modeline geçmeyi ciddi ciddi düşünüyor. Dünyanın ekonomi devlerinden Japonya, bugünlerde özgüven sorunu yaşıyor, Çin ve Hindistan ile rekabeti nasıl sağlayacağını araştırıyor. Dünya kitapçılarında bugünlerde eğitim ile ilgili en çok satan kitaplar Hint matematiğinde en zor soruları çözme, Hindistan'ın sırları gibi kitaplar. 9 haneli 2 rakam hafızada nasıl çarpılır vs. Japonya'da iş öyle bir çığrından çıkmış ki, Japonya'da yaşayan Hintlilere eğitim veren kurumlar için talep patlaması var ve bu talep Japonlardan! Demek ki Japonya'nın eğitimdeki geleceği Hint modeli. Peki Hindistan'ın gelecekteki eğitim modeli ne?




Peki bütün bunların anlamı ne? Şöyle özetleyeyim. Dünya nüfusunun arttığı bir gerçek. Yani giderek daha fazla sayıda ihtiyaçlarını karşılayamadığımız, becerilerini geliştirme imkânı sağlayamadığımız çocuk. Teknolojinin getirdikleriyle her geçen gün artan eğitim talebi... Dünyada tüm ülkeler eğitim süresini her geçen gün artırıyor ve tüm bunlar ekonominin duraksadığı veya ekonomik krizler nedeniyle bütçelerde kesintilere gidilen bir dönemde oluyor.

Okullar bugüne kadar iki temayı birleştirmek istedi. Mesuliyet ve öğrenci performansı üzerine yoğunlaştı. Ama artık teknoloji entegrasyonuna odaklanılmalıdır. Eğitim için harcanacak paralar doğru yerlere ve en randımanlı bir şekilde gitmek zorunda, işte üstlenilmesi gereken asıl mesuliyet bu.

Gelecek bugün başlıyor ve buna göre planlamayla başlıyor, karatahta ile artık bir yere varılamayacak.







Çocuk Romanı Ödülleri Sahipleri Buluyor
13 Mayıs 2008 11:16Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı’nın “Çocuk Romanı” ödül töreni, Ertuğrul Günay’ın katılımıyla Dolmabahçe Sarayı’nda yapılacak.

Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı'nın “Çocuk Romanı” ödül töreni, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın katılımıyla 15 Mayıs Perşembe günü Dolmabahçe Sarayı'nda yapılacak.


Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı tarafından “Çocuk Romanı” dalında ilki düzenlenen edebiyat yarışmasında birinciliği kazanan Zehra Tapunç ve Dursun Ege Göçmen'e ödülleri, saat 18.30'da Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenecek bir törenle verilecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da katılacağı törende ayrıca, Çocuk ve Gençlik Edebiyatı yazarı Gülten Dayıoğlu'nun 45. sanat yılı da kutlanacak.


Törende, Bakan Ertuğrul Günay'ın yanı sıra, Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı adına Mütevelli Heyeti Başkanı Gülten Dayıoğlu ile Vakfın Danışma Kurulu üyeleri adına gazeteci Doğan Hızlan da birer konuşma yapacaklar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Harbi-Deli
Co-Admin
Co-Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 278
Takımım :
Teşekkür Et : <div class="js-kit-rating" view="score" path="" title="" permalink=""></div><script src="http://js-kit.com/ratings.js"></script>
Uyarı! : <marquee>Dikkat! GeNçLiĞiN MeKaNı Bağımlılık Yapar!!</marquee>
Kayıt tarihi : 30/04/08

Karakter Kağıdı
Başarı:
500/100  (500/100)
Altın Altın: 100.000.000.000.000.000
Eksikleri:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Harbi_Haber_ajansı   Salı Mayıs 13, 2008 2:39 pm



'Öğretmenlerin Hak Kaybı Olur'
13 Mayıs 2008 10:13Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı, genelge ile ek ders ücretlerinin hesaplanma şeklinin değiştirilmesi nedeniyle öğretmenlerin kaybının olduğunu söyledi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, bir genelge ile ek ders ücretlerinin hesaplanma şeklinin değiştirilmesi nedeniyle öğretmenlerin 200-300 YTL kaybının olduğunu söyledi. Koncuk, “Sayın Bakan'a sesleniyoruz, Yeter artık çekin elinizi ek ders ücretlerimizden” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı bir genelgeyle öğretmenlerin ek ders ve maaş karşılığı derslerinin hesaplama şeklini değiştirdi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Koncuk, bu düzenleme öncesindeki uygulamada, öğretmenlerin hangi derslerinin ücretli, hangi derslerinin maaş karşılığı olduğunu bildiğini kaydederek, “ Öğretmenlerin sadece sevkli, izinli olduğu günlere denk gelen ücretli dersleri kesilmekteydi. Bu konuda hiçbir sorun yoktu” dedi. Bu uygulamayı değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı'nın tatil, izinli ya da sevkli günlere yansıyan tüm dersleri ek ders olarak kabul ettiğini anlatan Koncuk, MEB'in ek ders ücreti alabilmek için maaş karşılığı olan dersleri doldurmayı bir mecburiyet haline getirdiğini söyledi. öğretmenlerin ayda 200-300 YTL ücret kayıplarına sebep olacak bu uygulama için, 2007 yılının Nisan ayında ülke genelinde iş bırakma eylemi yaptığını anımsatan Koncuk, iktidarın yeni bir kararla ayda dört sevk alınması halinde öğretmenlerin ücretlerinin kesilmeyeceğini ilan etmesine karşın bu kararı seçimlerden sonra kaldırdığını belirtti.

-“İKTİDAR, ÖĞRETMENLE ALAY EDİYOR”-

Öğretmenlerin bu nedenle ek ders ücretleri yönünden büyük hak kayıpları yaşayacaklarını ifade eden Koncuk, “Bu uygulama değişikliği ile öğretmenlerle açıkça alay edilmekte ve öğretmenlerin kazanılmış hakları ellerinden alınmaktadır. İktidar eğitim çalışanları üzerinde oyalama taktiğini uygulamaktadır. Aldatmacayı kural haline getiren hükümet, eğitimcileri sürekli hayal kırıklığına uğratmaktadır” dedi.
Koncuk, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in bu uygulamalar karşısında hiçbir tavır ortaya koymadığını ve öğretmenlerin hakkını hiçe sayan bir yaklaşım sergilediğini kaydederek, “Sayın Bakan'a sesleniyoruz. Yeter artık çekin elinizi ek ders ücretlerimizden. Beş yıldır, eğitimcileri mutlu etmek adına bir tek adım atmadınız. Artık harekete geçiniz ve eğitim çalışanlarına sahip çıkınız” dedi





'Çelik Gülersoy' Kitap Oldu
13 Mayıs 2008 09:45TTOK'nun Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Çelik Gülersoy’un yaşamı, yapıtları, gün ışığına çıkmamış mektup şiir ve elyazısı notları bir kitap haline getirildi.

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun 55 yıllık Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Çelik Gülersoy'un yaşamı, yapıtları, gün ışığına çıkmamış mektup şiir ve elyazısı notları bir kitap haline getirildi.
Türkiye Turing ve Otomobil Kurulu Başkanı ve Çelik Gülersoy Vakfı Başkanvekili Dr. Uğur İbrahimhakkıoğlu tarafından hazırlanan “Çelik Gülersoy Senfonisi” adlı kitap yayınlandı. Tüm geliri Çelik Gülersoy Vakfı'na bağışlanan kitap, Çelik Gülersoy'un tüm yaşamı, yanıtları, gün ışığına çıkmamış yazıları, şiirleri ve mektuplarını içeriyor. Çok sayıda Çelik Gülersoy'un albümünden resimlerin de yeraldığı kitap Dr. Uğur İbrahimhakkıoğlu tarafından tam iki yılda hazırlandı. Titiz bir çalışmanın ürünü olan “Çelik Gülersoy Senfonisi” adlı kitapla birlikte, Gülersoy'un “6-7 Eylül Tanıklığım ve Yorumlarım” başlıklı notları da ilk kez günışığına çıktı. Gülersoy'un, Dr. İbrahimhakkıoğlu'na verdiği el yazısı notlar 6-7 Eylül Olaylarına ilişkin yeni bilgiler içeriyor. Kitap Gülersoy'un tüm anıların yanı sıra bir de eski ve gizemli arkadaşını da ortaya çıkardı. “Gizemli Bir Dost : Müfide Güzin Anadol” başlıklı bölümde, Anadol'un Gülersoy için yazdığı şiirler de el yazısı ile yeralıyor.

-ÇELİK BEY GARDROP ATATÜRKÇÜSÜ DEĞİLDİ-

Aynı zamanda Yargıtay eski Genel Sekreteri olan Dr. Uğur İbrahimhakkıoğlu, Çelik Gülersoy'u “Bir İstanbul Şövalyesi” olarak anlattığı kitabının ön sözünde, şöyle diyor :
“Çelik Bey büyük bir ****** hayranı, büyük bir Kemalist, büyük bir Cumhuriyetçiydi. Ama bir "gardrob ******çüsü" değildi. Mustafa Kemal'i çok iyi anlamış onun aydınlığını, onun ışığını özümsemiş, hedeflerinden inhiraf etmemiş, kendi sahasında, o hedefler doğrultusunda eser vermiş, şehir dokusu üretmiş, sanatı desteklemiş, yaşamı çağdaşlaştırmış ve kalitelileştirmiş, kurum yönetmişti... Ama Cumhuriyet döneminde yapılan hataları, ******'ün sağlığında kimi yöneticilerin onun ışığına uymayan icraatlarını, ******'ün ölümünden sonra gelen Cumhuriyet yönetimlerinin de birçok adalete ve vicdana aykırı, çağdaş ekonomiye, evrensel hukuka sırtını dönen tutum ve davranışlarını biliyor ve bunları da üzülerek anlatıyordu... Bugünkü sosyal perişanlığımız ve ekonomik güçsüzlüğümüzün de kökeninde o hatalar vardı..."
Çelik Gülersoy'un aydınlanma ve akılcılık felsefesinin inançlı bir mensubu olduğunu ifade eden Dr. İbrahimhakkıoğlu önsözünde, “Batı medeniyetini, o medeniyetin zarafet, temizlik, kibarlık, çağdaşlık, sanat kalitesi ve yaşam kalitesine meftundu. Hurafeye, dinin siyasete alet edilmesine, din adına, gerçekte dinde olmayan ilkel giysiler içinde, ilkel yaşamlar sürmeye karşıydı. İslamiyetin insanlığa getirdiği sosyal ve etik kurallara hayranlık duyar, kutsiyetine inanır ama onun dinamizmine uymadan çağlar boyunca, uyuşukluk içindeki mütevekkil yaşamlara kızardı. Evinde Kur'an okur, çok iyi anlar ve yorumlardı. Birgün "Nur Suresi"ni okuyup tercüme ederek, Kur'an'da başörtüsü diye bir mecburiyetin olmadığını anlatmıştı... İnançlarını gösterişe dönüştürmeyen, tarzına saygılı bir 'kul'du o, sadece O'nun kulu oldu. İleride bir gün dinde bir reform düşünülürse Çelik Gülersoy hatırlanmalıdır...” diyor.
Dr. Uğur İbrahimhakkıoğlu 550 sayfaylık kitabında Çelik Gülersoy ile ilgili Türkiye tarihine ışık tutacak anılarına da yerveriyor.






Yuvalarda Tecavüz Yok Dedi
13 Mayıs 2008 09:34Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda skandallara rağmen, yurt ve yuvalarda tecavüz ve tacizin yaşanmadığını savundu.

Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nda yaşanan ve kamuoyuna yansıyan şiddet ve tecavüz skandallarına rağmen, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in soru önergesine verdiği yanıtta, 2003-2008 yılları arasında SHÇEK'e bağlı yurt ve yuvalarda tecavüz ve tacizin yaşanmadığını savundu. Çubukçu, Türkiye genelinde son 5 yıllık dönemde 12 çocuğun kendi ailelerinin yanında iken veya izinsiz olarak yurt ya da yuvayı terk ettikleri zaman taciz ve tecavüze uğradığını bildirdi.CHP'li Ahmet Ersin ise Bakan Çubukçu'nun, yetiştirme yurtlarında yaşanan tecavüz ve şiddet olaylarına rağmen verdiği yanıta tepki gösterdi. Ersin, “Bakan sorunun üstünü örtmeye çalışıyor. Bakan, giyimi kuşamı, çantası, fuları, ayakkabısı ile gündeme gelmeyi biliyor ancak görevinin gereğini yerine getirmiyor” dedi.
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları ile yaşlı bakım evlerinde yaşanan ve kamuoyuna da yansıyan “şiddet, taciz ve tecavüz” olaylarına ilişkin soru önergesine ilginç bir yanıt verdi. Ersin, 'Son 5 yılda SHÇEK'e bağlı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında barınan ve devlete emanet edilmiş olan kaç çocuk ve gencin tecavüze uğradığı, kaç çocuğa veya gence bakıcılar ve yöneticiler tarafından şiddet uygulandığı ve şiddet uygulayanlar hakkında neler yapıldığı'nı sordu. Bakan Çubukçu ise “bakanlığıma bağlı SHÇEK Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları ile yaşlı bakım evleri ve rehabilitasyon merkezlerinde şiddet ve kötü muamelenin olduğu bilgisi doğru değildir. Devlet otoritesini ve güvenirliğini erozyona uğratma değerlendirmesi kabul edilemez” karşılığını verdi.

-YAŞLILARA ŞİDDET VAKASI YOK-

Bakan Çubukçu, önergeye verdiği yanıtta, 2003-2008 yılları arasında SHÇEK'e bağlı huzurevlerinde kalan yaşlılara yönelik şiddet vakası ile karşılaşılmadığını söyledi.

-12 ÇOCUK KAÇTIĞI İÇİN TECAVÜZE UĞRADI-

Bakan Çubukçu, yine 2003-2008 yılları arasında korunma altında ve tedbir kararlı olarak yurt ve yuvalarda kalan çocuklara karşı kurum içinden hiçbir taciz ve tecavüz fiili yaşanmadığını savundu. Tüm Türkiye genelinde beş yıllık dönemde 12 çocuğun kendi ailelerinin yanında iken veya izinsiz olarak kuruluşu terk ettikleri zamanlarda taciz ve tecavüze uğradığını kaydeden Bakan Çubukçu, bu olayların tümünün de yargıya intikal ettirildiğini söyledi. Çubukçu, “yurt ve yuvalarımızdaki çocuklara şiddet uygulayan hizmet alımı personelinin görevlerine son verilmiş, devlet memuru olanlar fiillerinin özelliğine göre çeşitli disiplin cezaları ile cezalandırılarak görev yerleri ve unvanları değiştirilmiş, adli yönden işlem başlatılmak üzere konu yargıya intikal ettirilmiştir” dedi.

-ERSİN'DEN YANITA SERT TEPKİ: FULARIYLA DEĞİL GÖREVİYLE İLGİLENSİN-

CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ise yetiştirme yurtlarında ve yaşlı bakım merkezlerinde yaşanan skandallara rağmen Bakan Çubukçu'nun “taciz ve tecavüz yok” dediğini belirterek “Bakan, sorularıma, konuyu, şiddet olaylarını, tecavüz ve taciz skandallarını geçiştirmeye yönelik yanıtlar vermiş. Bakan sorunun üstünü örtmeye çalışıyor” dedi. Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nda daha önceki yıllarda gittikleri illerde yetiştirme yurtları ve huzurevlerini de ziyaret ettiklerini hatırlatan Ersin, “tam anlamıyla yetiştirme yurtlarında, huzurevlerinde facia durumlar gördük. Çocuklar sahipsiz, görevliler tarafından dayakla terbiye ediliyor. Bütün bunlar yaşanırken de bakan hiçbir şey yokmuş gibi yanıt veriyor” dedi. Bakan Çubukçu'nun yurtlarda şiddete maruz kalan çocukların sayısı ile ilgili ve şiddet uygulayan görevliler hakkında yapılan işlemler konusunda doğru bilgiler vermediğini kaydeden Ersin, “Bakan giyimiyle kuşamıyla, çantası, fuları, ayakkabısıyla gündeme gelmeyi biliyor ancak görevinin gereğini yerine getirmiyor. Bakan fularıyla, ayakkabısıyla değil göreviyle ilgilensin, o zaman yurtlarda, huzurevlerinde neler oluyor görür” diye konuştu. (ANKA)






Matematik Aklın Dilidir
12 Mayıs 2008 12:27Avrupa Koleji’nin geleneksel hale getirdiği “Matematiksel Düşünme” sempozyumunda matematik öğretiminde izlenmesi gereken yöntemler ele alındı.

Avrupa Koleji'nin geleneksel hale getirdiği “Matematiksel Düşünme” sempozyumunda matematik öğretiminde izlenmesi gereken yöntemler ele alındı. Avrupa Eğitim Vakfı Başkanı Talip Emiroğlu ve Avrupa Koleji Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Tapan'ın açılış konuşmalarını yaptığı uluslararası sempozyuma Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik ve öteki yetkililer katıldı. Sempozyumda, matematiğin, insanı doğa ve topluma bağlayan ilişki sisteminin bilimi olduğu vurgulandı.






Eğitim-Sen Başkanı'nı Seçti
12 Mayıs 2008 09:38Eğitim-Sen’in 3. Olağan Genel Kurulu’nda, bugün yapılan seçimler sonucu yeni Genel Başkan Zübeyde Kılıç Öztürk oldu.

Yönetim kurulundaki yedi sandalyenin 6'sı eski Genel Başkan Alaaddin Dinçer'in desteklediği listeden seçildi. Bir sandalye ise, eşit oy alan 3 aday arasında yapılacak kura sonucu belirlenecek.
Cuma günü Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi'nde başlayan Eğitim-Sen 3. Olağan Genel Kurulu çalışmaları, bugün yapılan yönetim kurulu seçimleriyle sona erdi.
Seçimlerin sonucunda Eğitim-Sen'in yeni Genel Başkanı Zübeyde Kılıç Öztürk oldu. İki listenin yarıştığı seçimlerde eski Genel Başkan Dinçer'in desteklediği listeden 6 kişi yönetim kuruluna girdi. Eksik kalan bir üyelik ise eşit oy alan 3 aday arasında Salı günü yapılacak kura ile belli olacak.
Eğitim Sen'in yönetimine Zübeyde Kılıç Öztürk'ün (266 oy) yanı sıra Dinçer'in desteklediği listeden Mehmet Bozgeyik (261 oy), Serpil Açık Özer (258 oy), Mustafa Ecevit (263 oy), Gülçin İspert (281 oy) ve Sayım Gültekin (262 oy) seçildi.
Ayrıca 248 oy alan Mehmet Toğan, ile KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul'un destek verdiği listeden Ünsal Yıldız ve Özgür Bozdağ'ın arasında Salı yapılacak kurayla yönetim kuruluna girecek yedinci isim belirlenecek.
(ANKA)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Harbi_Haber_ajansı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GeNcLiĞin MeKaNı Genç Mekan GeNcLiĞin MeKaNı :: Haberler :: Güncel Haberler-
Buraya geçin: